Ask.fm Fallow Me on Bloglovin Goodreads Join Us on Facebook Google Plus Instagram Youtube

menü

21 Eylül 2014 Pazar

Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım - Eda Tuzcalı




Kitap Adı: Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım
Yazar: Eda Tuzcalı
Sayfa Sayısı: 431
Basım Yılı: 2014
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları


Su, tez konusu olarak bir telekız olmayı seçti; tanımadığı erkeklerle 6 ay boyunca telefonla konuştu, onların dertlerini dinledi, yol gösterdi, fantezileriyle onları mutlu etti. Konuştuğu erkeklerin kimisi kendine çok güvenliydi. Ama içlerinden birisi (Mert), hiç konuşmuyor sadece Su'nun sesini dinliyordu…
Birkaç konuşmadan sonra; Mert utangaçlığını yavaş yavaş üstünden atmaya başladı, kendinden bahsediyordu; Su ise kuralları gereği kendisi ve hayatı hakkında hiçbir ipucu vermiyor; tıpkı bir telekız gibi davranıyordu…
Gün geçtikçe Mert, hiç görmediği bu genç kadına tutkuyla bağlandı. Onu görmek, ellerini tutmak, teninde ellerini dolaştırmak, kokusunu hissetmek istiyordu… Ama Su, sadece bir oyunun içindeydi; bu gerçek değildi…
Mert'in son sözü ise şuydu: SADECE SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEMEK İÇİN ARAMIŞTIM…
O günden sonra, Su'ya artık ulaşamaz oldu…
Peki ya kader onlara bir şans daha verse, bu kez sesleri değil; gözleri buluşsa, birbirlerini tanırlar mıydı?


Kitapta beni ilk çeken cümle şuydu: "Sadece seni sevdiğimi söylemek için aramıştım.." Kitabı merak etme sebebim. Kitaptan umutluydum nedense değişik bir konusu vardı. Yanılmadığım için mutluyum gerçekten yazarımızın kalemine sağlık çok başarılı buldum kitabı. Tabiki konuda havada kalan yerler olmuş ama yazarımız çok güzel karakterler yaratmış onları okumak zevkliydi.

"Öpmeye doyamayacağım bir kadınla karşılaşmadım."
"Aynı gökyüzünü paylaşmadığımızı biliyorsun değil mi?"
"Sana kendi gökyüzümü göstermeyi isterdim."

Su,  tez konusu olarak telekız olmayı seçiyor. Yapısı gereği sürekli zor yolları seçen bir insan. Her konuda iddialı. Şımartılarak büyümüş, rahat bir hayat sürmüş, sevmemiş sevilmiş, tekedilmemiş ama sürekli terk etmiş birisi. Erkeklerin sürekli peşinden koşmasına alışık. Belki bu yüzdendir ki telekızlık yapmak ona değişik bir deneyim yaşatıyor özellikle de Mert ile konuşmaya başlayınca.

Başlarda sessiz olan Mert, yavaş yavaş açılmaya Su ile muhabbet etmeye başlıyor. İkisi de bir birlerinden etkileniyorlar ama Mert biraz daha fazla öyleki son görüşmelerinde, "Sadece seni sevdiğimi söylemek için aramıştım" deyip telefonu kapatıyor.

Esas olayımız da bundan sonra gelişmeye başlıyor. Ben bu telefon görüşmelerinin daha uzun olmasını isterdim açıkçası daha derine girilseydi. Yani sanki üç beş konuşmadan sonra kız aşık olmuş izlenimi bırakıyor. Daha uzun konuşsalardı Mert hakkında daha detay öğrenseydik mesela daha şık olurmuş.

Onun dışında ana konu üç sene sonrasında başlıyor. Su'nun en yakın arkadaşı Hakan bir bara ortak oluyor ve kendimizi Su ve Mert'in hayatları içinde buluyoruz. Ben bu üç senelik süre içinde ara ara Mert ve Su'nun neler yağtığını kısada olsa okumak isterdim. Direk üç sene sonraya gidince arada neler olduğunu merak ediyor insan gerçi ufak ufak ilerleyen bölümlerde okuyoruz ama yeterli değil sanki.

Su ve Mert'in tanışma, daha doğrusu bir birlerini tanıma kısmıda çok ani oldu yani telefonla görüştüğün birini -belki sesinden çıkarabilirsin ama- bir kaç görüşte onun aslında "O" olduğunu anlamak kolay olmasa gerek yanlışmıyım acaba.

Kitabımız sadece Mert ve Su üzerine kurulu değil. Ana karakterler onlar olmasına rağmen yazarımız diğer karakterlerin ara ra ne yaptıklarını anlatmış bize. Özellikle Ceylin karakterine bayıldığımı söylemem lazım onun yanı sıra da Kaan karakterini eşek sudan gelinceye kadar ıslatıp ıslatıp dövesim geldiğini belirtmek isterim.

Merak ediyorsanız alıp okumanızı tasiye ederim sizi sıkmayacak bir anlatım tarzı var. Yazı fontu biraz boğuyor insanı ama okudukça gözü alışıyor insanın.

Yazarımız Eda Tuzcalı'yı da buradan tebrik ediyorum. Nice kitaplara.. Umarım biz de tekrar kendisini okuma şansı buluruz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...