Ask.fm Fallow Me on Bloglovin Goodreads Join Us on Facebook Google Plus Instagram Youtube

menü

6 Ekim 2013 Pazar

Dublin Caddesi - Samantha Young



Kitap Adı: Dublin Caddesi
Yazar: Samantha Young
Orjinal Adı: On Dublin Street
Seri Bilgisi: Dublin Caddesi (On Dublin Street) #1
Sayfa Sayısı: 364
Basım Yılı: 2013
Çeviren: Deniz Ece
Yayınevi: Dexplus


Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerikadan iskoçyaya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.
Bulduğu ev Dublin Caddesindeki havalı binalardan birindeydi.
Yolda bir adamla karşılaştı.
Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Bradenla.
Joss, Bradenın her zaman kolunda taşıdığı Barbşe kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu.

Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir?
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlesiniz?

Trajedi. Seks. Tutku. Kahkaha. Kıskançlık.

Uzun zamandır bir kitapta bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Yemin ediyorum kahkahalarla güldüm. Hele o sahne yok mu  tabiki onun ne olduğunu öğrenmek için kitabı okumalısınız. Pişman olmayacağınızı garanti ederim.

Bir kitabın tüm karakterleri bu kadar mı güzel olur? Bu kitapta oluyor her bir karakter ayrı şirin. Braden ise kitap boyunca hiç gıcık olmadığım tek esas oğlan oldu. Joss desen ayrı bir olay. Bu kız bana benziyor he bazı yerlerde kendimi okuyormuş gibi oldum. Joss'ta en sevdiğim kadın karakter oldu.

O paspal, makyajsız, saçını sürekli tepede toplayan hali aynı ben =D Karakter olarakta benzerliklerimiz yok değil, ayrıca düşünce yapımızda kısmen benziyor sanırım benim de terepiye ihtiyacım olabilir jshfskd.

Tamam konudan sapmayalım efendim kitap Jocelyn'nin okuldayken ailesinin ölüm haberini almasıyla başlıyor. Tüm ailesi bir trafik kazasında ölüyorlar. Joss daha 14 yaşında ve bunun yükünü kaldıramıyor. Ailesi hiç olmamış gibi davranarak onların acısını taa derinlere gömüyor. Unutmak için epey dağıtıyor.

Sekiz yıl sonra İskoçya'dayız. Joss Virginia'dan ayrılıp annesinin vatanı olan İskoçya'ya yerleşmiş. Daha önce İskoçya'yı ne kadar sevdiğimi söylemişmiydim. Önceki hayatımda ya İrlandalı ya da kesinlikle İskoçtum =D

Joss üniversiteyi orada okuyor. Bir ev tutmuş ve bir ev arkadaşıyla birlikte yaşamış. Arkadaşı yanından taşındıktan sonra ev sahibi evden çıkmasını istiyor  o da kendisine yeni bir ev bulmak için ilanlara bakıp duruyor en sonunda Dublin Caddesi'nde bir yer buluyor ve görüşmeye gitmek için yola koyuluyor. Tam taksinin  kapısına asılacakken o da ne bay Takım Elbise'nin elini tutmasın mı, kim olduğunu biliyorsunuz Braden tabikide. Fazla vakit kaybetmemek adına o ukala tavırlarıyla nereye gideceğini sorup sonrada Joss'u arabaya atıveriyor.

İşte ilk etkileşim burada başlıyor. Off hem de ne etkileşim. Havada elle tutulur bir elektrik var. Joss, Dublin Caddesi'ne gelir gelmez kendisini taksiden dar atıyor.
"Bir adın var mı?"
Artık bu adamdan ve aramızdaki acayip çekimden kurtulduğuma sevinerek gülümsedim. "Evet, iki tane hatta."
Cevap olarak gelen kahkahanın içimde uyandırdığı neşeyi umursamadan taksiden fırladım.
Görüşeceği eve geliyor. Ellie, kapıyı açıyor. Tanışma faslı hoş beş, evi gezme derken Joss'la anlaşmaya varıyorlar ve eve yerleşiyor ama bilmediği bir şey var onuda komik bir yolla öğreniyor. Ellie, Braden'in kardeşi.

Joss içine kapanık biri, ketum ve ayrıca da çok karamsar. Kendisiyle ilgili olayları, anılarını kimseyle paylaşmıyor. Kimseyle dost olacak kadar yakınlaşmıyor. Büyük bir travma geçirmiş ve bu durumu mazur görüyorsunuz. Hayatını şu kelimeyle özetleyebiliriz, "Kimseyi, ona bağlanacak kadar sevmezsen,  ona bir şey olduğunda üzülüp acı çekmezsin." Bazen bende düşünmüyor değilim aslında ama bu şekilde de yaşanmaz abicim. Joss yaşamaya çalışmış ama Ellie'nin yanına taşınması ördüğü kalın duvarlada çatlaklara neden oldu. Onu önemsemeye sevmeye başladı. Ondan aldığı tepkiler anılarını depreştirdi ve panik atak krizleri geçirmesine neden oldu.

Diğer tarafta Bredan, bir  yandan Joss'a ilgi duyarken koluna taktığı şırfıntılarla sürekli Joss'u rahatsız etmeyi başardı. Aklının Joss'a takılı olduğunu rahat bir şekilde gerek söz gerek hareketleriyle her fırsatta dile getirdi. Bredan'da boş değil geçmişte acı tecrübeler edinmiş o da sırlarını herkesle paylaşmıyor ama Joss gibi de değil.

Joss'un onun ilgisini çekme sebebi sivri dilli, esprili, hazır cevap olması ve her fırsatta ona kafa tutması oldu. Koluna taktığı barbieler sırf onun parası için birlikte olurlarken Joss'un böyle bir şeye ihtiyacı yoktu.
Egoizmine hayretle gülümseyerek kollarımı göğsümde birleştirdim. "Biliyor musun, bu odaya sığabilmiş olmam gerçek bir mucize, koca götlü egon her yeri kaplıyor çünkü!"
Braden  kahkaha attı.
Aralarındaki çekime artık dayanamıyorlar ve bir anlaşma yapıyorlar. Üç ay boyunca sadece sexe dayalı bir ilişki yaşayacaklar. Durumlar Joss'un istediği yönde gelişmiyor tabiki. Terapistinin önerisiyle her şeyi akışına bırakmaya karar veriyor. Hayatlarını okurken ne kadar güzel anlaştıklarını görüyoruz ayrıca çok ta mutlular. Uyumlu bir çift çok şekerlerdi ya.

Ahh bunun yanında Ellie ve Adam var bir de. Adam var ya tam sopalık yeminle evire çevire dövesim geldi odunu. Braden ise öyle değildi bak hislerini, istediklerini çekinmeden ifade ediyor bayıldım bu özelliğine. Adam, Braden'ın en yakın arkadaşı. Ellie ile aralarında bir yakınlaşma olmuş fakat Braden ile dostluğu bozulmasın diye Ellie'den vazgeçmiş ama rahat durmuyor kız kiminle çıkmaya kalksa hep köstek olup bunun yanında kendisi her gün başkalarıyla kırıştırıyor kızın gözünün önünde bir de. Öküz, pislik nolcak.

Ellie, şirinliğinin yanı sıra çokta zeki bir kızçemiz, taktik değiştiriyor ve Adam'ı zıvanadan çıkarıyor. Onların hikayesini de ayrı merak ediyorum tabiki.

Ço çok çok çok güzel bir kitaptı. New Adult (Yeni Yetişkin) türüne sarmışken Dublin Caddesi'ni çekilişle kazanmam mucize gibi bir şey oldu benim için ve çok mutluyum kitap daha uzun olsaydı diye üzülmedim değil ama Samantha Young'ın kalemine bayıldım. Yarattığı karakterler çok inandırıcıydı. Joss'un konuşma tarzı "Çokta şeyimde!" gibi kelimeleri çok yakın hissettirdi bana ki bende çok kullanırım bu kelimeyi =D Çeviri ise  mükemmeldi. Hadi hala ne duruyorsunuz alıp okuyun şu kitabı ;)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...