Ask.fm Fallow Me on Bloglovin Goodreads Join Us on Facebook Google Plus Instagram Youtube

menü

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Yatağımdaki Yabancı - Sylvia Day



Kitap Adı: Yatağımdaki Yabancı

Yazar: Sylvia Day
Orjinal Adı: The Stranger I Married
Seri Bilgisi: Seri değil.
Sayfa Sayısı: 384
Basım Yılı: 2013
Çeviren: Müge Kocaman Özçelik
Yayınevi: Pegasus


Evlilik Bir Kumardır

Dört yıl önce Isabele mantık evliliği yapmayı teklif ettiğinde Gray vurdumduymaz bir yakışıklıdır fakat artık genç adamın içindeki o çocuksu serseriden geriye eser kalmamıştır. O artık sırların içine gömülmüş ve kaybolduğundan beri yaptığı şeyler hakkında hep sessiz kalmıştır.

Aşksa Bu Oyunun En Büyük Sürprizi

Isabelin kolaylıkla başa çıkabildiği o pervasız genç artık yoktur ve bu tutkulu adam ehlîleştirilemez gibi görünmektedir. Genç kadın, Grayin içinde yanan ateşi keşfetmeye cesaret edebilecek ve karşı konulamaz bir yabancıya dönüşen âşığına içini açabilecek midir?

Yorumuma geçmeden önce spoiler uyarısı yapayım. Çok detaya girmemeye çalışacağım ama arada bir şeyler kaçırabilirim aman dikkat =)

Gray, 22 yaşında, unvanı olan bir yakışıklı. Gençliğin vermiş olduğu bir pervasızlığı var. Aynı zamanda da tam bir zampara. Önüne gelen her güzel kadınla yatan -özellikle başka erkeklerin kadınları- aynı anda iki kişiyi idare eden iflah olmaz birisi.

Isabel ise 26 yaşında başından kötü bir evlilik geçmiş. Kocasına delicesine aşıkken, kocasının ihaneti aşka küsmüş ve evliliğe tövbe etmiş. Aşık olmazsa üzülmez düşüncesinde. Bu yüzden de yalnızca bekar ve dul adamlarla sevgili oluyor -birlikte oluyor-.


Aslına bakarsanız bu durumu yadırgadım biraz. Bu zamana kadar okuduğum tarihi aşk romanlarında genellikle kadın karakterler ya deneyimsiz, masum -anasının gözü olanlarda var tabide- ya da dul ama iffetli olurlardı. Isabel ise tam tersi hakkında dolaşan dedikoduların bir çoğu doğru. Bu tip karakterlerden haz etmiyorsanız bence elinize almayın kitabı.

Ayrıca yazarın kadın karakterleri erkeklerden büyük gösterme gibi bir takıntısı var. Bir önceki kitabı "Günaha Davet"te de aynı şekildeydi.

Bir sabah Gray Isabel'in camına taş atarak uyandırır. Baba olacağını ve bunun için onu tebrrik edebilecek tek kişinin kendisi olduğunu söyler. Gray, bebeği kendini bildi bileli aşık olduğu Emily'den beklemektedir. Emily evlidir. Gray onunla birlikte olurken aynı zamanda da başkalarıyla birlikte olmaktadır.

Daha önceleri sürekli Isabel'e evlenme teklifi yapmasına karşın hiç bir zaman olumlu cevap vermeyen Isabel, ortak çıkarlar söz konusu olunca o gün yapılan teklifi kabul eder ve hemen evlenirler.

İkiside evlenmek istememektedir aslında. Isabel ağzı yandığı için, Gray ise böyle bir yapıya sahip olmadığı için. Isabel sevgililerinin daha ileriye gitmesini engelleyecek, Gray'de hem aç gözlü taliplerden kurtulacak hem de cadaloz annesine onaylamadığı bir gelinle ders verecektir.

Evlendikten sonra ikiside kendi hayatlarını yaşamaya devam ederler. Haklarında çıkan dedi kodulara aldırmazlar. Aralarında iyi bir arkadaşlık vardır. Bir birlerini çok iyi anlarlar. Ta ki Gerard annesinden gelen o acı haberi alana kadar. İşler o zaman değişir. Emily doğum yaparken bebekle beraber ölmüştür. Gerard'ın dünya başına yıkılır ve kimseyelere bir şey demeden alır başını gider.

Aradan dört yıl geçer. Isabel eve geldiğinde uşağı kocasının eve döndüğünü söyler. Isabel ne yapacağını ne diyeceğini bilemez ama yine de onunla yüzleşmeye gider. Karşısında gördüğü kişi artık dört yıl önce evlendiği genç adam değildir. Tamamen değişmiştir. Hem fiziken hemde ruhen. 

Bu adam ele avuca sığmaz, tam bir çılgın olan kocası değildir. Karşısındaki adamda yorgunluğun izleri ve olgunluk vardır. Aynı zamanda da gözlerinde gördüğü arzu Isabel'i korkutur. Bununla başa çıkamayacağını düşünür.

Gerard, yaşadığı çöküntülerden sonra olgunlaşmıştır artık herşeye farklı gözle bakmaktadır buna karısı da dahil. Şimdi amacı evliliğinin şartlarını değiştirip gerçek bir evliliğe dönüştürmektir bunun içinde Isabel'i baştan çıkarması gerekmektedir.

Başlarda yadırgadığımı söylemiştim ben böyle konuları pek sevmiyorum. Bu yüzden başlarda çok zorlandım okurken. Sonraları biraz daha adapte oldum diyebilirim. Bu romanı erotik sınıfına sokabiliriz zira kitabın başından sonuna kadar tavşan gibiler.

Benim en çok hoşuma giden Isabel'in kardeşi Rhys'in hikayesi oldu. Çok şekerdi ya. Sayfiye yerinde yapılan bir eğlenceye katıldılar. Rhys daha önce hiçte dikkat çekici bir özelliği olmayan Abby'e tutulmuştu. Bu toplantıda da karşısına çıkınca duygularına hakim olamadı. Kızı baştan çıkardı. Sonrada bırakmaya çalıştı. Unvanına uygun biriyle evlenmesi gerekiyordu onunla evlenemezdi ama gönül söz dinlermi. Isabel'in de uyarısıyla Abby'le evlenmeye karar verdi. Abby ise en başında aşık olmuştu ama gururuna yedirip birşey demiyordu. Sadece yaşadığı bu güzel anların hatırasıda yeterdi ona. Aşk evliliğine inandığı için sadece aşık olduğu adamla evleneciği söylüyordu. Rhys'in evlenme teklifinide mecburiyetten yaptığını sanıp reddetti bunun üzerine Rhys ağızını elini kolunu bağlayıp onu kaçırmaya çalıştı =D

 Rhys'in hikayesi ayrı kitap olsaymış daha güzel olurmuş sanki ben esas konudan daha çok sevdim diyebilirim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...