Ask.fm Fallow Me on Bloglovin Goodreads Join Us on Facebook Google Plus Instagram Youtube

menü

29 Mart 2013 Cuma

Supernatural ~ Bir Daha Asla - Keith R.A. Decandido

Sam ve Dea'nin annesi, esrarengiz ve şeytani bir güç tarafından tam yirmi iki yıl önce öldürülmüştü. O günden sonra Sam ve Dean'in babası, Amerika'nın arka sokaklarında, karanlık köşelerde yaşayan doğaüstü yaratıklar hakkındaki her şeyi iki kardeşe öğretecekti, nasıl yok edileceklerini de... 
Sam ve Dean, New Yorka sıradan bir perili ev olayı için gelmişti. En azından başta böyleydi. Çünkü bir rockçının evinde inleyip duran hayaletten çok daha önemli, büyük ve ölümcül şeyler de olup bitiyordu etrafta. İki üniversiteli öldüresiye dövülmüştü ve dahası, saldırgan tek kelimeyle tuhaftı. New York gerçeğini bile aşan acayiplikte bir cinayet meselesi de vardı. İki kardeşin, kendilerini Edgar Allan Poe'nun tüyler ürpertici öykülerinden esinlenen bir katliam zinciri içinde bulması uzun sürmedi.
Ele geçirdikleri her ipucu, onları Poe klasiklerinden birine götürüyordu. Şimdi, öykünün sonunu yeniden yazmaları lazımdı. Zira var olan sona göre katil, iki kardeşin işini sonsuza dek bitirecekti.
Sam ve Dan, nasıl öldüreceklerini öğrenerek büyümüştü. Kötülüğün peşine düşecek güce sahiptiler.

Ne diyebilirim ki, ben "SUPERNATURAL" hastasıyımmmmmmm!

Dalton kardeşlerden sonra en çok sevdiğim kardeşler Winchester kardeşler. Şaka şaka en çok Winchester kardeşleri seviyorum. Sam ve Dean efsane onlar ya. Gerçek kardeş olsalar bu kadar sevilmezlerdi he, rollerine cuk oturan iki şahsiyet.

Neyse kitaba döneyim, ikinci sezonun "Crossroad Blues" ve "Croatoan" bölümleri arasında geçen bir hikaye yazmış yazarımız ben kitap serisine başlamadan önce hep diziyle birebir giden konusu olduğunu düşünüyordum ama ara hikaye gibi yazılmış. İlk iki sezonu izleyenler, kitabı okuyunca bölümlerle konuyu pekiştireceklerdir. İzlemeyenler önce izlesinler sonra kitabı okusunlar bence çünkü anlamadığınız yerler olacaktır.

Konusuna gelirsek; Ash'i biliyorsunuz (izleyenlere diyorum) bir arkadaşının evinde hayalet olduğunu düşünüyor ve Ellen'a bizimkileri aratıp olaya bakmalarını istetiyor. Bizimkilerde dururmu hemen gidiyorlar tabiki ama nereye hiç uyumayan şehre New York'a.

Tek işleri hayalet mi tabiki değil, her zaman başka şeyler de çıkar. Bir seri katil var ve Edgar Allan Poe'nun hikayelerindeki dehşet verici ölümleri canlandırıyor. Bir amacı var ve cinayetleride bir ritüeli gerçekleştirmek için işliyor işin ironik yanı ritüel sahte. Bizim kafadarlar olayı her zamanki gibi çözüyorlar.

Kitabı beğendim zaten Sam ve Dean'in olduğu her şeyi severim sanırsam. Diyaloglara ise bayıldım kitap okuduğumu hissetmedim hiç sanki dizinin kayıp bir bölümünü izliyormuşum gibi hissettim. Yazarımızın senaristlerden aşağı kalır yanı yok hiç farklılık hissetmedim diyebilirim. Sam'in hareketleri, Dean'in hareketleri hep aynıydı. Özellikle o konuşmaları esprileri çok güldüğüm yerler oldu. Diziyi takip edip kitabı okumayan arkadaşlar bence okuyun beğeneceksiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...