Ask.fm Fallow Me on Bloglovin Goodreads Join Us on Facebook Google Plus Instagram Youtube

menü

17 Aralık 2012 Pazartesi

Karanlığın Elli Tonu - E.L. James

Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...
Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Ruhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.
Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.
Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır.
Ve bu kararı tek başına vermelidir...


Seriye devam etmeyeceğimi söylemiştim ama arkadaşlarım kitap hakkındaki fikirlerim değişir belki diye zorla okuttular.

Sonuç: Tabiki fikirlerim değişmedi. Kesinlikle beğenmiyorum bu seriyi ve romantikte bulmuyorum.

Gereksiz uzatılmış, ticari amaçlar için felaket şişirilmiş bir kitap. Neden uzatılmış çünkü yaşadıkları ilişki toplasan iki ay ya var ya yoktur bu süre içinde hislerindeki gelişmeler şaşırtıcıydı ve bunun iki ve üç kitaba yayılması gereksiz. Madem üç kitaplık bir seri yazıyorsun bari bir seneye sığdırsaydın şu ilişkilerini ya da aslında tek kitapta bitecek bir hikaye. Üçüncü kitabı kesinlikle okumayacağım zaten okuyan arkaşların yorumlarınada baktım, seriyi beğenen kişiler bile son kitabı beğenmemiş yani benim için tamamen zaman kaybı olacaktır. Bu kitaptada acayip sıkıldım biran önce bitsin diye atlaya atlaya okudum.

Bu devirde hala e-posta ile iletişim kuran kaç çift var gözünüzü seveyim ya Messenger vb. uygulamalar varken, ayrıca cepten mesajlaşma durumu varken falan neden e-posta bu takıntı nedir?

İlk kitap ayrılmalarıyla bitmişti bu kitapta  barışmalarıyla başlıyor. Christian, Ana'ya bambaşka bir teklifle geliyor. Artık acı yok, normal bir ilişki yaşamak istiyor. Bir hafta sonu hemen barışıyorlar. Hafta başı ve hafta ortası Ana'nın patronuyla sorunlar oluyor. Christian'ın eski itaatkarı ile sorunlar çıkıyor. Bayan Robinson'u unutmayalım. Her şeyi bir kenara bıraktım Christian'ın Ana ile yaşadığı her şeyi gidip o kadına anlatması acayip abesti. Zaten ben böyle uç noktalarda ilişkiler vs. seven bir insan değilim kitap bu konuda baştan kaybetti zaten. Ana'nın sürekli geçmişi sorgulaması sıkıcıydı. Ya adamı kabul ettin ikide bir durup bombokluğuyla bu adamı seviyorum diyorsun, arkanı dönüyosun geçmişi eşeliyorsun çok bunaltıcıydı.

Ve kitap böyle devam eder. Christian'ın 'Kaçtım Bebek' lafı bana Behlül'ü hatırlatıyor nedense :D Behlül Kaçar diyorum ve yorumumu sonlandırıyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...