Ask.fm Fallow Me on Bloglovin Goodreads Join Us on Facebook Google Plus Instagram Youtube

menü

2 Ekim 2012 Salı

Meleklerin Kanı - Nalini Singh


New York Times çoksatarı yazar Nalini Singh, meleklerin vampirlere hükmettiği, kana susamış yaratıklarla dolu ama bir o kadar da baş döndürücü bir dünyanın kapılarını aralıyor... Ölmeden önce göreceğİnİz son şey, onun gözlerİ olacak...

Vampir avcısı Elena Deveraux, işinde en iyisi olduğunu biliyordu. Ancak yeni görevi için doğru kişi olup olmadığından emin değildi. Üstelik öldürücü bir güzelliğe sahip ve hiçbir ölümlünün kızdırmak istemeyeceği Başmelek Raphael tarafından görevlendirilmişti. Elenanın başarısızlık gibi bir seçeneği yoktu. Görevi imkansız olsa bile. Bu kez peşine düştüğü kişi, yoldan çıkmış bir vampir değil, yoldan çıkmış bir başmelekti. Elena, kendini daha önce benzeri görülmemiş bir cinayetler zincirinin tam ortasında bulacak ve tutkunun tehlikeli uçurumlarına doğru çekilecekti. Bu av onun sonunu getirmese bile, Raphaelin baştan çıkarıcı dokunuşlarına kendini teslim etmesi, Elenanın hayatının en büyük hatası olabilirdi. Çünkü başmelekler, ölümlü oyuncaklarıyla oynarken onları fark etmeden kırabilirdi.

Aşırı derecede olmasada kitabı beğendim. Öyle fazla bir şey beklememek lazım kitaptan. Bir boşluk vardı sanki kitabın başından beri neydi anlayamadım tam oturmamış hikaye sanki. Sonlara doğru açıldı kitap en çok hoşuma giden kısmıda sonları oldu zaten. 

Raphael gönlümü kazanmayı başardı :D Başları aynı Anitayı anımsatıyor ama Anita'nın eline su dökemez ayrı orasıda:D Gerçi Elena, Anita'dan daha duygusal ve bir travma geçirmiş. Başları daha güzel olabilirdi kanımca o zaman tutkunu olurdum işte. Takip ederim ama favorilerime girmeyi başaramadı ne yazık ki.Konudan bahsedeyim biraz. 

Efendim Elena bir avcı, vampirleri avlıyor, fakat bu bildiğiniz avlama değil vampirleri öldürmeleri yasak. Vampirleri ancak melekler cezalandırabiliyor. Bu kitabın farklı yönlerinden biride vampirlerin melekler tarafından yapılması. Dünya parsellere ayrılmış ve her parseli bir Başmelek yönetiyor. 

Meleklerin nasıl varoldukları ise bir muamma. Kimse nerden geldiklerini bilmiyor. Bir gün Başmelek Raphael (ölümcül derecede yakışıklı) Elena'yı bir av için görevlendiriyor. Ama bu av bir vampir değil bir Başmelek. Elena'nın doğuştan gelen bir yeteneği var ve vampirlerin kokusunu alabiliyor. Burdaki görevide bu Başmleğin kokusunu alarak nerde olduğunu bulmak. Tabi melekler uçabildiği için bu pekte göründüğü kadar kolay değil. 

Elena çalışmalara başlıyor tabi bu arada Raphael'in de cazibesine karşı koymaya çalışıyor ama ne fayda. Hem aşırı derecede etkileniyor, hemde ölesiye korkuyor Raphael'den. Raphael'de Elena'dan etkilenmiyor değil hani. En çok hoşuma giden yanları Elena'nın Raphael'i bir parça insanlaştırması oldu gerçi bir Başmelek için iyi bir durum mu emin değilim ama. Bence çok hoştu. 

Kitabın sonlarına doğru Başmeleği buluyorlar, tabi bu ara kısımlar aynı Anita'nın ilk kitaplarındaki gibiydi. Başmelek ile savaşı biraz sönük kalmıştı. Daha detay ve daha şarpıcı bir sahne olabilirdi aslında orada. Başmelek'in işi bitti ama Raphael ve Elena çok kötü yaralandılar. Raphael ölümsüz olduğu için sorun yok ama Elena için aynı durum söz konusu değil. Sonunda şoka uğrayabilirsiniz. Yani benim için gerçekten süpriz oldu. Bakın bakalım Elena kurtuluyor mu?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...